top of page
  • LinkedIn
  • Instagram

Ya Konfor Alanını Yanlış Tanımlıyorsak?

Konfor alanı açıklama görseli

"Konfor alanından çık!"


Son yılların en popüler tavsiyelerinden biri bu. Kariyer koçlarından kişisel gelişim gurularına, girişimcilerden sosyal medya fenomenlerine kadar herkes aynı şeyi söylüyor.


Belki de konuya yanlış bir yerden bakıyoruz. Çünkü çoğu zaman konforu rahatlıkla, ustalığı da doğuştan gelen yetenekle karıştırıyoruz.


Peki ya önce şu soruyu sorsak:


Konfor alanı dediğimiz şey gerçekten nedir?


Çoğu anlatımda konfor alanı; insanın kendini fazla zorlamadığı, risk almadığı, rahatına düşkün olduğu bir bölge gibi sunuluyor. Sanki yumuşak koltuklar, sıcak kahveler ve düşük beklentilerle döşenmiş bir yaşam alanı...


Oysa gerçek hayatta "konfor alanı" diye adlandırılan yerlerin önemli bir kısmı, hiç de öyle kolay elde edilmiş yerler değildir.


Konfor Alanı Gerçekten Konforlu mu?


İyi bir basketbolcuyu düşünün. Maçın en kritik anında topu kaldırır ve şutu büyük bir rahatlıkla potaya sokar. Tribündeki izleyici için bu hareket neredeyse sıradan görünür.


Oysa o rahatlık; binlerce saatlik antrenmanın, sayısız kaçan şutun, disiplinin ve vazgeçmemenin sonucudur.


Aynı durum bir konser piyanisti, başarılı bir cerrah ya da deneyimli bir yönetici için de geçerlidir. Dışarıdan bakıldığında kolay görünen şey, çoğu zaman yıllarca zor olanı tekrar etmenin ürünüdür.


Konfor, çoğu zaman çabanın alternatifi değil; ödülüdür.


İnsanlar sonucu görür. O sonuca ulaşana kadar verilen mücadeleyi değil.


Belki de bu yüzden insanlar, yılların emeğiyle oluşan ustalığı "doğuştan yetenek" sanıyor. Oysa o yeteneğin, başarının ve dışarıdan bakıldığında "konfor" gibi görünen ustalığın temelinde; azim, disiplin ve sayısız tekrar vardır.


Sorun Konfor Alanı Değil, Onu Yanlış Tanımlamamız


Burada önemli bir ayrım yapmak gerekiyor.


İnsanların sık sık karıştırdığı iki kavram var: alışkanlık alanı ve ustalık alanı.


Alışkanlık alanı, gelişimin durduğu yerdir. "Ben zaten böyleyim", "Bu yaştan sonra öğrenemem", "Buna gerek yok" gibi düşünceler burada yaşar. İşte asıl tehlikeli bölge burasıdır. Çünkü insanı fark ettirmeden küçültür; merakı azaltır, öğrenmeyi yavaşlatır ve zamanla potansiyelinin altına yerleşmesine neden olur.


Ustalık alanı ise bambaşka bir şeydir. Orası yılların emeğiyle inşa edilmiş bir alandır. Deneyim, bilgi, tekrar ve sabırla oluşur. Bir pilotun uçağı güvenle indirmesini, bir doktorun saniyeler içinde doğru kararı vermesini ya da bir müzisyenin en zor eseri sanki hiç zorlanmadan çalmasını sağlayan şey budur.


Kimse uçağa binip kokpitten şu anonsu duymak istemez:


"Bugün biraz konfor alanımdan çıkacağım arkadaşlar. Bakalım neler olacak."


Çünkü bazı durumlarda insanların tam da sizin konfor alanınızda olmanıza ihtiyacı vardır.


Peki O Zaman Neden Sürekli Çıkmamız Söyleniyor?


Elbette gelişim çoğu zaman bilinmeyene adım atmayı gerektirir. Yeni bir beceri öğrenmek, farklı bir işe başlamak, sorumluluk almak ya da risk üstlenmek... Bunların hiçbiri mevcut sınırların içinde kalarak gerçekleşmez.


Ama hayatın amacı gerçekten sonsuza kadar konfor alanından kaçmak mıdır?


İnsan önce bilmediği bir alana girer. Zorlanır. Hata yapar. Tekrar eder. Öğrenir. Sonra bir gün, dün kendisini korkutan şey bugünün en doğal işi hâline gelir.


İşte yeni konfor alanı böyle oluşur.


Karışıklık da tam bu noktada başlıyor. Çıkılması gereken yer, gelişimi durduran alışkanlık alanıdır; emekle kurulan ustalık alanı değil. Bu yazıda söz edilen konfor alanı, işte bu hak edilmiş ustalık alanıdır.


Her yeni ustalık alanını da terk edilmesi gereken bir yer olarak görürsek, hiçbir başarının tadını çıkaramayız. Sürekli bir sonraki hedefe koşarken, ulaştığımız zirvelerde hiç durmadan yol almaya çalışırız.


Oysa başarı sadece varılacak bir nokta değil, zaman zaman içinde yaşanacak bir deneyimdir.


Asıl Soru Başka


Bu nedenle asıl soru, konfor alanından çıkıp çıkmamak değildir.


Asıl soru şudur:


Ne zamana kadar çıkmaya devam etmeli ve ne zaman durup, yıllarca emek vererek oluşturduğun konfor alanının tadını çıkarmalısın?


Bunun tek bir yanıtı yok.


Kimi insan yeni meydan okumalarla beslenir. Kimisi ise derinleşerek. Kimisi yeni zirvelerin peşinde koşarken mutlu olur; kimisi ustalaştığı işi daha anlamlı, daha zarif ve daha etkili yapmaktan.


Önemli olan, gelişim arzusuyla yaşam sevincini birbirine düşman etmemektir.


Daha iyi olmaya çalışırken, yaptığınız işi neden sevdiğinizi unutmamak... Mükemmeli hedeflerken merakınızı, heyecanınızı ve tutkunuzu kaybetmemek...


Çünkü insanı ileri götüren yalnızca hedefler değildir; o hedeflere giderken aldığı keyiftir de. Konfor alanı bir kafes değildir.


Konfor alanı, emekle kurulmuş bir evdir. Gerektiğinde dışarı çıkıp yeni yollar keşfedersiniz; gerektiğinde geri dönüp soluklanırsınız. Ne sonsuza kadar içeride kalmak gerekir ne de sürekli dışarıda yaşamak.


En başarılı insanlar, konfor alanından hiç çıkmayanlar değil; ne zaman çıkacaklarını, ne zaman da emekle kurdukları o alanın tadını çıkaracaklarını bilenlerdir.

Yorumlar


Bu gönderiye yorum yapmak artık mümkün değil. Daha fazla bilgi için site sahibiyle iletişime geçin.
bottom of page